8 Nisan 2014 Salı

ZEYTİN YAĞI, YEŞİL LİMON, ELMA SİRKESİ VE KARACİĞER

KARACİĞER VE KARACİĞER YAĞLANMASI

Günümüz beslenme alışkanlıklarının insan üzerinde bıraktığı hastalıklardan birisi de karaciğer yağlanmasıdır.


Karaciğer yağlanması (steatosis), karaciğer hücrelerinde aşırı yağ birikimi neticesinde oluşur. Her zaman olmamakla birlikte, bazı durumlarda organın kendisine zarar vererek, siroz gibi ciddi komplikasyonlara yol açabilir.

Aşırı kilolu ya da obez olmak, şeker hastalığı, yüksek kolesterol ve trigliserid düzeyleri karaciğer yağlanması riskini arttıran faktörler arasındadır. Karaciğer yağlanması, beslenme ve yaşam tarzında yapılacak değişikliklerle çoğu zaman durdurulabilir ve tersine çevrilebilir.

Karaciğer yağlanması genellikle hiç bir belirtiye yol açmaz ve farkında varılmadan yıllarca, hatta on yıllarca devam edebilir. Ancak yağlanma kritik düzeye gelince kilo kaybı, aşırı halsizlik, karın bölgesinde ağrı ve zihin karışıklığı gibi bazı belirtiler ortaya çıkabilir.


KARACİĞER YAĞLANMASI TÜRLERİ:

Sağlıklı bir karaciğeriniz varsa eğer içinde neredeyse hiç yağ bulunmaz. Ancak bazen, trigliserid adı verilen yağ molekülleri karaciğerde toplanmaya başlar. Az miktarda yağlanma herhangi bir probleme neden olmaz. Fakat yağ miktarı arttıkça bu duruma “karaciğer yağlanması” denir ve hayatı tehdit eden ciddi hastalıklara yol açmadan önce tedavi sürecinin başlatılması gerekir.

Karaciğer yağlanması, alkolle bağlantılı ve bağlantısız olarak 2 ana kategoriye ayrılmasına rağmen. Ayrıca hızlı kilo kaybı ve yetersiz beslenmenin de karaciğer yağlanmasına neden olduğu bilinmektedir.


Alkole bağlı karaciğer yağlanmasının durdurulabilmesi için tek yol vardır, alkolü bırakmak. Alkole bağlı olmayan yağlanma içinse fazla kilolardan kurtulmak, düzenli egzersiz yapmak ve dengeli bir beslenme programına sadık kalınması önerilmektedir. 

TEDAVİSİ NASIL YAPILIR?

Karaciğer yağlanması tedavisinde ilk hedef hastanın fazla kilolarından kurtulmasıdır. Bir uzman tarafından kişiye özel oluşturulan beslenme programı ve düzenli egzersizle fazla kilolardan kurtulmak mümkündür.
Kilolar atıldıkça, karaciğerde biriken yağda azalmaya başlar. Bu sayede yağlanmanın neden olabileceği siroz gibi hastalıkların görülme riski önemli oranda azaltılabilmektedir.

Alkole bağlı olmayan karaciğer yağlanmasının -adı üstünde- alkolle bir ilgisi yoktur ancak yağlanma görülen kişilere alkol tüketimini bırakmaları önerilir. Çünkü alkol kullanımı, alkole bağlı olsun olmasın herhangi bir karaciğer yağlanması türünü kötüleştirebilir.

Etkinliği tartışılmakla birlikte karaciğer yağlanması tedavisinde kullanılan bazı ilaçlar 

ÖNEMLİ OLABİLECEK BİR ÖNERİ:

Her ne kadar tedaviye yönelik olmasa da özellikle ağır yemeklerin ardından 1 yemek kaşığı sızma halis zeytinyağı, yarım limon suyu (tercihen yeşil limon) 1 yemek kaşığı elma sirkesi bir bardak bardak sıcak suya karıştırılıp içilirse eğer yenen bu ağır yemeğin karaciğere verebileceği zararı önlemek mümkün olabiliyor. 

NOT: Kullanılacak zeytinyağı ve sirke eğer  mümkün olabiliyorsa işlenmiş fabrika ürünü olmamalıdır. Bulunabiliyorsa eğer doğal yöntemlerle üretilmiş olmalıdır. Şayet bu mümkün olamıyorsa Tariş'in ürünleri tercih edilmelidir. 

DERLEME







16 Şubat 2014 Pazar

MUZ


Muz, Güneydoğu Asya'nın tropikal bölgelerinde doğal olarak yetişen bir ağaçsı bitkiye ve bu bitkinin yeşil (bazı türlerinde kırmızı veya pembe) kabuklu uzun meyvelerine denir.

Türkiye'de daha çok Anamur ile Alanya arasında üretilmektedir.

Her ne kadar Avrupa’da ve gelişmiş zengin ülkelerde tadı ve kokusu için aranılan bir meyve durumunda ise de üçüncü dünya ülkeleri için çok önemli bir besin kaynağıdır.

Dünya üzerinde meyvesi belki de en fazla tüketilen bitkilerden birisi olan muzun bu kadar ilgi görmesinin sebebi sadece kolay erişilebilen ve kolay tüketilebilen bir bitki olması değildir. Çünkü bu meyve çok besleyici bir besin kaynağıdır ve birçok vitamin, protein, mineral ve aminoasidi içeriyor olması da onun değerli bir meyve olarak öne çıkmasına sebep olmaktadır.

Yüksek protein ve vitamin kaynağı olan muz çocukların beslenmesinde önemli bir yere sahiptir.

Potasyum, demir, kalsiyum, fosfor, sodyum ve iyot bakımından zengin bir meyve olan muz, B1, B2, C, A ve E vitaminlerini içerir.


MUZUN FAYDALARI:

* Çocuklarda kemik gelişimini sağlar.

* Sinir zafiyetini ve yorgunluğu giderir.

* Böbrek ve mafsal iltihaplarına ve bağırsak hastalıklarına iyi gelir.

* Muz kabuğu ve meyvesi doğal antibiyotik etkisi yapar. Geceleri yatmadan önce yüzünüzü temizledikten sonra sivilcelerin üzerine muz kabuğunu sürtüp sabah kalkıp yıkadığınızda farkı göreceksiniz.

* Muz özellikle mideye çok faydalıdır. Mideyi güçlendirir ve koruyucu etkilerinden dolayı, ülser ve gastrit rahatsızlığına çok iyi gelir.

* Kandaki kolesterol oranını düşüren muz, kalp ve damar hastalıklarına karşı koruyucudur. Rahatlatıcı etkileri ile stresi azaltıp tansiyonu düşürür.
* Adet sancılarını azaltır.

* Vücudun ve beynin yorgunluğunu giderir. Enerji verir.

* Hastaların iyileşmesini hızlandırır. Krampları engeller.

* Öksürüğe ve göğüs ağrılarına iyi gelir. 

* Muz taze olarak yenmesinin yanında, yüz ve cilt bakımında da kullanılır. Cildi besler ve temizler.

* Muz limon suyu ile merhem haline getirilip egzama üzerine sürülürse eğer faydası görülür.
Olgunlaşmamış olan muzun hazmı biraz zor olduğu için muzu olgun olarak yemek Gerekir. Ülkemizde muz taze olarak tüketilirken Anavatanı olan ülkelerde kızartması da yapılmaktadır.

NOT: Kabızlık çekenlerin muz yememesi tavsiye edilmektedir.

DERLEME


MUZLU SÜT:

Muz ve sütün birleştirilmesiyle birlikte özellikle çocuklar için doyurucu ve çok besleyici bir ara öğün yiyeceği & içeceği elde edilmiş olur.

YAPILIŞI:

2 adet muz,

2 bardak süt,

1 çorba kaşığı şeker.

Tüm malzemeler bir karıştırıcı içine koyulup muz iyice parçalanıp sütün içinde kayboluncaya kadar karıştırılır ve servis yapılır. Bu kadar basit…

AFİYET OLSUN


13 Şubat 2014 Perşembe

BAL VE TARÇIN

BAL

Bal, bal arıları tarafından çiçeklerden ve meyve tomurcuklarından alınarak yutulan nektarın arıların bal midesi denilen organlarında invertaz enzimi sayesinde kimyasal değişime uğramasıyla oluşan ve kovandaki petek hücrelerine yerleştirilen çok faydalı bir besindir.

Toplandığı değişik bitki kaynaklarına göre farklı aroma, tat, renk, yoğunluk ve kristalizeye sahip bir yiyecektir. İçeriğinde şekerler, enzimler, vitaminler, asitler, koloidal maddeler ve bileşimi bilinemeyen maddeler barındırır.

Olağan üstü besleyici ve tedavi edici özelliğe sahip bir yiyecek olan bal sıra dışı bir etkiye maruz kalmadıkça asla bozulmaz ve zaman faktöründen etkilenmez. Bal aynı zamanda kalori ve protein deposudur. Özellikle çocukların tüketmesi gereken çok değerli bir besindir. Büyüme çağındaki çocukların zekâ gelişimlerine azımsanmayacak derecede etkilidir.



BALIN FAYDALARI:

* Bal bilhassa yatağa yatınca başlayan kuru öksürüğe bal ile yapılan şerbet iyi gelir.

* Sıcak su ile yapılan bal şerbeti kabızlığın giderilmesinde yardımcı olur.

* Limonla ve sütle karıştırılıp içildiğinde nezlenin iyileştirilmesinde etkili olur.

* Gözün görme gücünü arttırır. Nar suyu ile karıştırılıp göze sürme gibi çekilirse gözün keskin görmesini sağlar.

* Halsizliği giderir. Kan yapıcı özelliğinin yanında hastalıktan yeni kalkmış olanların kullanması halinde halsizliklerini giderip kuvvet kazandırır.

*Diğer şekerlerin aksine oksijenle ile reaksiyona girdiğinde tam yanma meydana geldiği için kanda daha az atık madde bırakır. Kalp adalesine faaliyet ve zindelik vermesiyle kalp hastalarına faydalıdır.

* Romatizmal hastalıklarda haricen kullanıldığında hastayı kısa sürede iyileştirir.

* Dişleri ve diş etlerini temizleyip parlatan bir macundur. Dişleri ve diş etlerini mikroplardan korur, ağızdaki yaraları tedavi eder.


* Balgamı keser vücudun pis rutubetini giderir. Karın ağrısını geçirir. Bal şerbeti karın ağrılarını çok kısa bir sürede dindirir. 

* Süt ile karıştırılıp içildiğinde ağrıları giderir.

* Mide ve bağırsak gazlarını gidererek kanı çoğaltır.

* Baldaki şeker emilimi en kolay olan şeker olması ve Hazmı gerektirmediğinden kolayca kana geçer. Ve midedeki fazlalıkları dışarı atar.

* Özellikle çiçek balı gül ile karıştırılıp sabah akşam yenirse akciğer yaraları ve vereme çok faydalıdır.

* İdrar söktürerek mesane yollarını temizler. İltihabını giderir.

* Felç ve yüz felcini önler.

* Kolesterolü düşürür.

* Çörek otu ile birlikte yenilince sırt ağrılarını giderici etki yapar.

* Romatizmalı hastalarda kullanıldığı zaman hastanın kısa sürede iyileşmesini sağlar.

* Bal içerdiği enzimler sebebiyle şişmanlığı önler. Bilhassa ılık bal şerbetinin zayıflatıcı özelliği vardır.

* Anti bakteriyel özelliğinden dolayı içinde bakteri, mantar oluşmaz. Birçok gıda içinde bozulmadan saklanabilir.



TARÇIN:




Ana vatanının Çin olduğu bilinen tarçın insanlık tarihinin en eski baharatlarından birisidir.

Ağacının gövde ve dal kabuklarının dış kısmı sıyrıldıktan sonra kalan iç kabuğunun kurutup öğütülmesiyle elde edilir. Ayrıca kabuklarının iç içe konularak rulo gibi kıvrılmasıyla da çubuk tarçın elde edilir.

Kokusu kuvvetli, kesin ve uzun süreli, tadı tatlımsı ve yakıcıdır. Tatlılara, özellikle de sütlü tatlılara çeşni olarak katılır. Kahve, çikolata ve meyve soslarında, içeceklerde de yaygın olarak kullanılır.

Mutfakta pek çok etli yemeklerde de kullanılan tarçın, çeşitli soslarla birlikte, sütlü ve pirinçli tatlılarda, çikolatalı keklerde, diğer bazı bitkilerle karıştırılıp suyla kaynatılarak çay şeklinde de kullanılır.


TARÇININ FAYDALARI:

Tarçın ağacının kabuğunun sağlığa faydaları ve alternatif tıpta bu kadar yaygın kullanılmasının nedeni içerdiği sinemaltehid, sinnamil asetat ve sinnamil alkol adlı bileşenlerdir.

* Tarçın kanın aşırı ve istenmeyen pıhtılaşmasını önleyerek kan dolaşımını düzenler.

* Tarçın yağı, geleneksel olarak doğal bir mikrop önleyici/temizleyici olarak kullanılmaktadır. Bakteri ve mantar yayılmasını önler.

* Her gün 1-2 gram arasında bir miktar kullanıldığında Kolesterolün ve kan şekerinin düşürülmesine yardımcı olur.

* Tarçın kokusunun hafızayı güçlendirildiği tespit edilmiştir.

* Tip 2 diyabet hastalarında insülin üretimini arttırarak kan şekerini düşürür.

* Lösemi ve lenfoma hastalıklarında kanser hücrelerinin çoğalmasını engelleyebilir.

* Strese bağlı baş ağrısına ve migrene iyi gelir.

* Kan şekerini dengeleyerek kilo vermeyi sağlar.

* Tarçın yağı boğaz ağrısı ve öksürüğe iyi gelir.

* Hafızayı güçlendirir.

* Kan dolaşımını arttırır.


BAL VE TARÇIN

Bal ve tarçının birlikte kullanılmasının pek çok hastalığa iyi geldiği biliniyor. Her hangi bir yan etkisinin olmaması ise bu iki nimeti daha da değerli kılıyor.

Bilindiği gibi bal şekerli olmasına rağmen dikkatli ve doğru bir biçimde kullanıldığında diyabet (şeker) hastalarına bile zarar vermiyor.

TARÇINLI BALIN HAZIRLANIŞI:

Önce bir bardak su kaynatılır. Sıcak suya tarçın koyulur ve demlenmeye ve soğumaya bırakılır. Kaynar suya bal koymamak gerekir. Çünkü sıcak su baldaki enzimleri öldürür.

TARÇINLI BALIN FAYDALARI:

Tarçınlı su oda sıcaklığına geldiğinde tarçının iki katı kadar bal eklenir. Yatmadan bardağın yarısı içilir ve diğer yarısı sabaha bırakılır ve sabah kalkıldığında aç karnına içilir. Tarçınlı bal düzenli kullanıldığında pek çok ilaçtan daha sağlıklı ve daha etkili bir ilaçtır.

* Bal ile toz tarçın karıştırıldığında ve kahvaltıda kızarmış ekmekle yiyildiğinde kolesterolü düşürür ve muhtemelen kalp krizini önler.

* Tarçınlı balın düzenli olarak tüketilmesi kalp vuruşlarını güçlendirir. Yaşlandıkça atar damarlar ve toplardamarlar esnekliklerini kaybediyor ve tıkanıyor. Tarçınlı bal ise damarları yeniden canlandırıyor.

* Arterit hastalar bir fincan sıcak suya iki yemek kaşığı bal ve bir çay kaçığı toz tarçın koyarak faydalı bir içecek hazırlayabilirler. Günlük olarak içilirse kronik arterit hastaları dahi iyileşebilir.

* Kopenhag Üniversitesi’nde yapılan bir araştırmada kahvaltıdan önce bir kaşık bala yarım çay kaşığı tarçın katıp bu karışımı ile hastalarını tedavi eden doktorlar 200 hastanın 73 ünün tümüyle ağrıdan kurtulduğunu, bir ay içerisinde ağrı yüzünden hareket edemeyen hastaların hemen hepsinin ağrı çekmeksizin yürümeye başladığını görmüşlerdir.

* İki yemek kaşığı toz tarçın ile bir yemek kaşığı bal ılık suya eklenip içilirse idrar yollarındaki mikropları öldürür.

* Sık ya da ağır soğuk algınlığı şikâyeti olanlar bir kaşık ılık bal ¼ kaşık toz tarçınla üç gün boyunca birer kez kullanıldığında çoğu kronik öksürüğün ve soğuk algınlığının tedavisinde başarı elde edilebilir, sinüslerin temizlenmesine yardımcı olabilir.

DERLEME



5 Şubat 2014 Çarşamba

ŞAHANE İÇECEK KAHVE

Kahve deyip geçmemek gerekir. İnsan sağlığına büyük faydaları olan bu içecek yapılan araştırmalara göre insan için pek çok fayda sağlıyor.


2005 yılında yapılan bir araştırmaya göre diğer hiçbir ürün kahve kadar çok antioksidan sunmuyor. Elbette meyve ve sebzelerde de çok miktarda antioksidan bulunuyor ama insan vücudu en çok antioksidanı kahveden alıyor.


Kahveyi sadece koklamak bile insanı stresten uzaklaştırıyor.



Seul Ulusal Üniversitesi’nden araştırmacıların fareler üzerinde yaptığı bir deneye göre, az uyku nedeniyle strese giren fareler kahve kokusuna maruz kaldıklarında, beyinlerinde bu strese bağlı olarak oluşan proteinde de bir değişim yaşanıyor.

Kahve Parkinson hastalığıyla ilgili semptomları azaltabiliyor.




Science Daily’de 2012 yılında Dr. Ronald Postuma tarafından kaleme alınan bir çalışmaya göre, kahve içmek Parkinson hastalarının hareketlerini kontrol etmelerinde onlara yardımcı oluyor. Ayrıca kahve içenlerin Parkinson hastalığına yakalanma oranları da daha düşük.

Kahve karaciğeri için çok yararlı bir içecek…



2006 yılında 22 yaş üstü 125 bin kişiyle yapılan bir araştırma, günde en az bir bardak kahve içenlerin karaciğer sirozuna yakalanma ihtimallerinin yüzde 20 daha düşük olduğunu ortaya koydu. 




Araştırmacı Arthur L. Klatsky, The Guardian gazetesine verdiği demeçte, kahve tüketiminin özellikle alkol kullananların yakalandığı siroza karşı koruyucu yararları olduğunu vurguladı.

Ayrıca araştırmalar, kahvenin alkolle bağlantısı olmayan karaciğer yağlanması gibi rahatsızlıklarını önlemede de yararlı olduğunu ortaya koydu.
Kahve daha mutlu hissetmenizi sağlayabilir.

National Health Institute tarafından yapılan bir araştırmaya göre, günde dört bardak ya da daha çok kahve içenler, hiç içmeyenlere oranla yüzde 10 oranında daha az depresyona giriyor.

Bunun sadece kahvenin içerisinde bulunan kafeinle ilişkili olmadığını da belirtiliyor. Araştırmayı yürütenlerden Dr. Honglei Chen, kahvenin mutluluk vermesinin nedenini, içindeki güvenilir antioksidanlara bağlıyor.



Kahve tüketiminin daha düşük intihar oranlarıyla da bir ilişkisi var

Harvard Halk Sağlığı Okulu tarafından yapılan bir araştırmaya göre, günde iki ila dört bardak kahve tüketimi, hem erkekler hem de kadınlar için intihar oranını yüzde 50 civarında düşürüyor.

Bunun nedeni de kahvenin hafif bir antidepresan olarak da etki gösterip, serotonin, dopamin gibi sinirsel salgıların üretimine yardımcı olması olarak gösteriliyor.

Kahve, cilt kanserine yakalanma ihtimalinizi düşürebilir.

Harvard Tıp Okulu ve Boston’daki Brigham and Women’s Hospital, tam 20 yıllık bir süre boyunca 112 bin 897 erkek ve kadını takip etti ve günde 3 bardak ve üstü kahve içen kadınların, hiç kahve içmeyenlere göre cilt kanserine yakalanma ihtimalinin daha düşük olduğunu net bir şekilde ortaya koydu. 


Kahve sayesinde daha iyi bir atlet olabilirsiniz.

The New York Times’ın bir haberine göre, bilim insanları ve atletler, atletik performansa başlamadan önce içilen bir bardak kahvenin özellikle uzak koşu ve bisiklet gibi sporlarda performansı olumlu etkilediğini yıllardır biliyorlar.

“Kafein kan akışındaki yağ asitlerinin miktarını artırıyor, Bu da atletlerin kaslarının yağları vücut için yakıt olarak kullanmasına yardımcı oluyor. Bu vücudun egzersiz süresince kullanılmak üzere ufak miktarlarda karbonhidrat depolamasını sağlıyor.


Kahve içmek, zihninizi daha uzun süre sağlıklı bir biçimde korumanıza yardımcı olabilir.

South Florida Üniversitesi ve Miami Üniversitesi’nden araştırmacıların 65 yaş üstü bir kesimle yaptığı araştırmaya göre, bu yaşlarda kanlarındaki kafein düzeyi daha yüksek olanlar, daha düşük olanlara göre Alzheimer hastalığına 2 ila 4 yıl daha geç yakalanıyor.

Orta düzey kahve tüketiminin insanları Alzheimer hastalığına karşı tamamen koruyacağını iddia edilmiyor. Ancak, orta düzey kahve tüketiminin Alzheimer’a yakalanma riskini düşüreceği veya geciktireceği konusunda görüş bildiriliyor.
Kahve sizi daha zeki yapabilir.

Kahve sadece daha uyanık olmanıza değil aynı zamanda zekânızın daha keskin olmasına da yardımcı olabilir. CNN’de yayınlanan bir habere göre, kahve zihnimizin daha etkin çalışmasına destek oluyor.

Time muhabiri Michael Lemonick ise şöyle diyor: “Az uyuduğunuzda ve dinç kalabilmek için kahve aldığınızda, kendinizi daha atik, daha dikkatli, daha mantıklı akıl yürüten yani zekâ ile ilgili pek çok fonksiyonu daha rahat yerine getiren ve her şeye daha iyi ve zamanında tepki veren bir konumda buluyorsunuz.

DERLEME

3 Ağustos 2013 Cumartesi

CEVİZ



Dünyanın birçok yerinde yayılma alanı bulan cevizin anavatanı, bazılarına göre İran’ın Ghilan bölgesi, bazılarına göre ise Çin’dir. Bunlara karşılık daha büyük bir çoğunluk ise cevizin anavatanı olarak çok daha geniş bir alanı göstermektedirler. Bunu savunan gruba göre ceviz Karpat dağlarından Türkiye, Irak, İran, Afganistan, Güney Rusya, Hindistan, Mançurya ve Kore’ ye kadar uzanan geniş bir bölgenin doğal bitkisidir.


Kökeni itibariyle dünyada büyük bir doğal yayılma alanına sahip olan Anadolu cevizi ise çeşitli göçler ve ticaret kervanları vasıtasıyla doğal yayılma alanı dışına da götürülmüş olup, bugün tropik bölgeler dışında hemen hemen dünyanın her yerinde yetiştiriciliği yapılan bir meyve türü durumuna gelmiştir.



Yakın bir geçmişe kadar ceviz yetiştiriciliğinde söz sahibi olarak Türkiye gelmekte, bunu Yunanistan, İtalya, Fransa gibi ülkeler takip etmekteydi Fakat ceviz yetiştiriciliğine başlayan ABD,1800 lü yılların ikinci yarısından itibaren bütün bu ülkeleri geride bırakarak dış satımında da en önemli ülke konumuna gelmiştir.



Meyvecilik kültürü oldukça eski tarihlere uzanan Anadolu, birçok meyve türünde olduğu gibi cevizin de anavatan bölgeleri arasında yer alır. Anadolu, günümüze kadar yapılan yetiştiricilik sonucunda, sayıları 4.5 milyonu aşan bir ceviz ağacı varlığına sahip olmuştur.

CEVİZİ FARKLI KILAN

Araştırmacılar, ceviz ile beynin fiziki benzerliği üzerinde son yıllarda çok kafa yoruyor. Cevizdeki besinlerle, beynin ihtiyacı olan vitaminlerin benzerliği de çok şaşırtıcı. Bir cevizi elinize alınca, en dışında bir yeşil kabuk, sonra tahta bir yapı, daha sonra ince bir zar ve en içte de tartışmasız şekilde insan beynini hatırlatan beyaz bir yapıyla karsılaşırsınız.

Beynin küçültülmüş bir modeli olan cevizin meyveler arasında gümüş iyonu ihtiva eden tek meyve olması ise onun değerini elbette daha da çok arttırmaktadır.

Gümüş iyonuna, icra ettiği elektronik vazife açısından ihtiyaç duyan tek organın beyin olduğunu söyleyecek olursa eğer, sanırız bu muhteşem benzerlik ve mükemmel yaratılış karşısında tüylerimiz diken diken olacaktır. İTÜ Mezunları Derneği tarafından yayınlanan elektronik dergide ceviz ve faydaları son derece güzel anlatılmıştır:

Beyin uzmanlarının tavsiyesine göre yaşı ne olursa olsun her kes, özellikle de yetişme çağındaki çocuklar günde 1-2 adet ceviz yemelidir. Çünkü cevizin mide, bağırsak, böbrek ve deri rahatsızlıkları gibi birçok hastalığa iyi geldiği artık bilinmektedir. Cevizin sadece meyvesi değil, kabukları ve yaprakları da birçok rahatsızlık için kullanılmaktadır.

Cevizin kandaki zararlı kolesterolün birikmesini önlediği, yüksek kolesterolü düşürdüğü, mide gazını giderdiği, grip ve nezleye iyi geldiği, öksürüğü kestiği, sindirim sistemi bozukluğuna iyi geldiği, vücudu soğuktan koruduğu, yorgunluğu ve bitkinliği
giderdiği,  zehirlenmelere ve zehre karşı etkili olduğu ve zindeleşmeyi sağladığı da bilinmektedir.  

Ayrıca cevizin yapraklarından elde edilen juglon Maddesi eczacılıkta kan temizleyici ve kuvvet verici olarak da kullanılmaktadır. Ceviz yaprağının kaynatılıp içilmesi Şeker hastalarına, ceviz yaprağı ve kabukları kaynatılıp balla karıştırılarak içildiğinde ise kansızlığa iyi gelmektedir. Bu çay kanı temizlemekte, kalbi güçlendirmekte, ishali ve dizanteriyi kesmekte, sinir sistemini güçlendirmektedir.

Ceviz meyvesi çocukların gelişmesini hızlandırmaktadır. Ceviz beyin için gerekli olan gümüş iyonlarını ihtiva ettiğinden, bebekten yaşlıya kadar herkes için ideal bir meyvedir

Cevizdeki yüksek orandaki omega -3 yağ asitleri kalp hastalıklarını önlemeyi, inmeyi, diyabeti, yüksek kan basıncını ve klinik depresyonu azaltıyor.


CEVİZİN DİĞER FAYDALARI

* Cevizdeki yüksek orandaki omega-3 yağ asitleri kalp hastalıklarını, inmeyi, diyabeti, yüksek kan basıncını ve klinik depresyonu azaltıyor. Ceviz tüketimi kandaki kolesterol seviyesini düşürüyor, kalp atışlarında düzensizliği önlüyor.

* Kanserden korunma sağlıyor, bağışıklık sistemini güçlendiriyor.

* Ceviz, damarlarda daha az pıhtılaşma özelliği olan kan tipinin üretimine ve iyi kolesterol oranının kötü kolesterol oranına göre artmasına yardım ediyor.

* Cevizdeki L-Arginin kan damarlarının iç tarafının pürüzsüz ve düzgün olmasını sağlayarak kan-damar sisteminin rahatlamasını sağlıyor.

* İçeriğinde barındırdığı yağ asitleri sayesinde kalp hastalıklarını önlemede etkili oluyor.

* Kavrama ve anlamayı geliştiriyor. Asya'da ceviz hâlâ beyin gıdası olarak kabul edilen bir meyvedir. Bu ülkelerde öğrenciler, sınavlardan önce ceviz yiyerek notlarını

*3 yağ oranı düşük çocuklarda daha yüksek hiperaktif olma özelliği, daha fazla öğrenim ve davranış bozuklukları, daha fazla huysuzluk ve uyku düzensizlikleri gözlemleniyor. Ceviz, bu sorunları önleyen omega-3 bakımından çok zengin.

* Safra taşı oluşumunun önüne geçiyor.

* İçeriğindeki melatonin, beyin bezesi tarafından salgılanan melatoninin insan vücudunun kullanıma hazır formunu içeriyor. Melatonin, gece çalışan, zaman farkından uyku düzensizliği çeken kişilerde uyuma rahatsızlıklarını ortadan kaldırabiliyor.

* Cevizin, antioksidan özelliği dolayısıyla kardiyovasküler ve sinir sistemine zarar veren parkinson ve alzheimer gibi hastalıkların gelişimini erteleyebiliyor.

* Ceviz, manganez ve bakır içeriyor.

* Kan dolaşımını düzeltiyor.





17 Mayıs 2013 Cuma

KESTANE







Bir orman ağacı olarak bilinen kestanenin aynı adla bilinen meyvesi besleyici ve kalori değeri yüksek olan bir besindir. B1, B2 ,PP ve C Vitaminleri açısından oldukça zengindir. Bol miktarda yağ, şeker, protein içerir. Ayrıca potasyum, fosfor magnezyum, klor, kalsiyum, sodyum ve demir mineralleri bakımından da zengin bir meyvedir.

  Kestanenin Faydaları :
- Besleyici olmasından başka faydası saymakla bitecek gibi değil
- Kabuklarının suda kaynatılmasıyla hazırlanan ilaç ateş düşürüp sinirleri yatıştırıyor.
- Meyvesi kasları kuvvetlendiriyor, kan dolaşımını düzenliyor. Bedenin ve zihnin yorgunluğunu gideriyor, kansızlığa çare oluyor. Cinsel gücü arttırıyor.
- Şeker, protein, yağ, sodyum ve potasyum içeriyor.
- Çocuk, genç ve yaşlılar için çok değerli bir enerji kaynağı, hatta yaşamı uzattığı da söyleniyor.
- Kestane, en çok potasyum düşüklüğünden yakınanlara öneriliyor. Çünkü 100 gramında 500 mg potasyum bulunuyor. Fosfor, magnezyum, klor, kalsiyum, demir ve sodyum mineralleri ile C, B1, B2 ve PP vitaminlerini içeriyor.
- Taze kestane limonun 100 gramı kadar C vitamini içerir. Kestane’nin 100 gramında 200 kalori bulunuyor.
- Kış mevsiminin olumsuz şartlarına fiziksel ve beyinsel yorgunluklara karşı paha biçilmez bir sağlık iksiridir.
- Kalp ve kas sistemini uyarıp organizmanın su dengesini düzenliyor. Kan dolaşımını hızlandırıp varis ve basurların gelişimini önlüyor.
- Balla karıştırılmış kestane püresi ise özellikle iştahsız çocuklara öneriliyor. 
- Mide ve karaciğere iyi gelir.
-Kandaki kötü kollesterolu düşürür.
- İshale iyi gelir.

DİKKAT: Kestane yüksek tansiyonu, damar sertliği ve şeker hastalığı olanlara tavsiye edilmez

10 Mart 2013 Pazar

KIRMIZI BİBER












Biber hem çiğ hem de pişirilerek yenebilen bir bitkidir ve oldukça çok çeşidi vardır. Yapılan araştırmalara bakılacak olursa eğer bu değerli sebzenin kırmızı olan türlerinin yeşil ve sarı renkli olanlardan çok daha faydalı olduğunu ve çok daha fazla besin maddesi içerdiği görülecektir. 










Kırmızıbiber tam bir vitamin kaynağı olması sebebiyle insan sağlığına yararları açısından çok değerli bir sebzedir. İçerdiği C vitamini sayesinde soğuk algınlığı ve bu hastalığa bağlı olarak çıkan hastalıklara karşı çok etkin bir görev üstlenmektedir. Tüm bunların yanı sıra kırmızıbiberin daha pek çok faydalarından bazıları şu şekilde sıralanabilir.  


    
KIRMIZIBİBERİN FAYDALARI

- Kırmızıbiber içinde barındırdığı likopen maddesi prostat, pankreas ve rahim kanserlerine karşı oldukça etkilidir.

- Kırmızıbiber aynı zamanda bir antioksidandır. Bu özeliği sebebiyle kalp krizi riskini azaltır.

- Kolayca kilo verilmesini sağlar.Vücut sıcaklığını arttırır ve oksijen gereksinimini oluşturur. Bu sayede kilo vermek daha kolay hale gelir.

- Kırmızıbiberde bulunan A vitamini gözlere ve bağışıklık sistemine iyi gelir.

- Barındırmış olduğu B vitamini beynin gelişimi için çok önemlidir. Vücut metabolizmasını etkiler ve proteinin enerjiye dönüşümüne yardımcı olur.

- Yine içeriğindeki E vitamini sayesinde hücrelerde hasar oluşumunu engeller ve bu sayede kanser potansiyelini azaltır.

DERLEME